13/2/2009

MıSıR PiRaMiTi-ReSiMLeR



































13/2/2009

Mısır Piramitleri

"MISIR PİRAMİTLERİ"

Binlerce yil önce yapilan piramitlerde bugün bile hala binlerce sir yatmaktadir.O tarihlerde piramitleri yapan insanlar herhalde metre kavramini bilmiyorlardi.Ve bütün bunlari göz karariyla yapmalarida imkansiz.Bugün bile çok düzenli bir sekilde yapilan gökdelenlerde çok hafif bir sapma sözkonusu olabiliyor.Peki o zamanlar bunlari yapan insanlar ölçüm için ne kullandilar.Saniye mi?Arsin birimi mi?Misir endazesi mi?Bilemiyoruz.Şimdi bu piramitlerde, özellikle Gize bölgesindeki büyük piramitin çesitli oranlarda ölçümlerine bir bakalim.Bunlarin hepsi bir rastlanti mi?Olabilir.Ama bu kadar çok rastlantida insani düsündürüyor!

Piramitlerin Gizemi

Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit’in içine bıirakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.Piramit’in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.Bitkiler Piramit’in içinde daha hızlı büyürler.Piramit’in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit’in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur.Büyük Piramitin açilari,Nil’in delta yöresini iki esit parçaya bölerler.Gize’deki üç piramit aralarinda bir Pitagor üçgeni olacak sekilde düzenlenmislerdir.Bu üçgenin kenarlarinin birbirlerine göre orani 3:4:5′dir.Büyük Piramitin tabininin yüzeyi,anitin yarisinin iki katina bölündügünde pi=3,14 sayisi elde edilir.Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü,piramit yüksekliginin karesine esittir.Büyük Piramit,dünyanin kara kitlesinin merkezinde yer aliyor.Büyük Piramit,dört ana yöne göre düzenlenerek insa edilmistir.Piramit dev bir günes saatidir.Ekim ortasiyla Mart basi arasinda düsürdügü gölgeler mevsimleri ve yilin uzunlugunu gösterirler.Piramiti çeviren tas levhalarin uzunlugu bir günün gölge uzunluguna esittir.Bu gölgelerin tas levhalar üstinde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yilin uzunlugu yanlissiz olarak saptanabiliyordu.Büyük Piramit’le dünyanin merkezi arasindaki uzaklik,Kuzey kutbuyla arasindaki uzakliga esittir ve kuzey kutbuyla dünyanin merkezi arasindaki uzakliga esittir.Piramitin yüksekligiyle,çevresi arasindaki oran,bir dairenin yari çapiyla çevresi arasindaki oranin dengidir.Dört kenarlar dünyanin en büyük ve çarpici üçgenleridir.
İnsanoğlunun yaptığı eserlere bu derece hayranlık duyanlar Allahın yarattığı dağlara hiç bakmazlar mı? Dağların üzerinde yaşayan bitkilerin nasıl büyütüldüğünü hiç görmezler mi, üzerinde yaşayan hayvanatın rızkının nasılda karşılandığına hiç şaşırmazlar mı?“Ey insanlar ! Size bir misal getirildi, şimdi onu dinleyin. Sizin Allah’tan başka dua ettiklerinizin hepsi toplansa bir sineği yaratamazlar.Sinek onlardan bir şey kapsa onu da geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de” (Hacc 73) bir anlam ifade etmez mi ?Piramitlerle kıyaslanamayacak şekilde daha sanatlı daha büyük olan dağlar ve üzerindeki nebatat ve hayvanat daha çok düşünülmeye değer değil mi?Ya da şöyle mi denmeli ;bu heybetli dağları ve üzerindekileri yapmaya kadir olan var mı birileri?Yoksa neyi düşünmeli neye şaşırmalı?“Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine, ölümünün ardından yeryüzünü nasıl diriltiyor. İşte bunu yapan, ölüleri diriltendir; Onun gücü herşeye yeter.” (Rûm 50)

2/12/2008

Polyanna

"POLYANNA"

Eleanor Hodgman Porter’ın 1913 tarihli romanı Pollyanna, çocuk edebiyatının en kült eserlerinden biridir. Çocuk edebiyatı deyip de küçümsemeyelim, bu tip klasiklerin bir kısmı yetişkinlik döneminde de rahat rahat okunur, hatta değerleri daha iyi anlaşılır. Pollyanna da biraz öyle işte.Gülümsüyor

Eleanor H. Porter, 1907 yılında Miss Billy isimli bir kızın başından geçenleri anlattığı üç kitap yazmış ve bunların kazandığı başarıdan sonra Pollyanna fikrini geliştirmiştir.
Roman, Pollyanna Whittier isimli küçük bir kızın etrafında döner. Annesini çoktan kaybetmiş olan kıza, hayattayken babası tarafından öğretilen bir oyun vardır: Mutluluk oyunu. Her türlü talihsizlik, kötülük ve sıkıntıdan mutlaka iyi bir sonuç çıkarabilmek üzerine kurulu bir oyundur bu. Babası sanki başına gelecekleri bilmiş gibi kızını kendince hayatın zorluklarına bu şekilde hazırlamıştır. Babasının ölümü üzerine son derece zengin bir kadın olan teyzesi Polly’nin yanına yerleştirilir Pollyanna.
Annesi, iki kız kardeşi olan Polly ve Anna’nın isimlerini birleştirerek koymuştur onun adını bu arada.Gülümsüyor

Polly teyzesi, renksiz ve durgun küçük bir kent olan Beldingsville’de yaşamanın getirdiği bir huysuzluk ve mutsuzluk içindeyken, Pollyanna’nın gelişi sadece onun değil çevresindeki herkesin hayatına heyecan ve neşe katar. Polly teyzesi, renksiz ve durgun küçük bir kent olan Beldingsville'de yaşamanın getirdiği bir huysuzluk ve mutsuzluk içindeyken, Polyanna'nın gelişi sadece onun değil çevresindeki herkesin hayatına heyecan ve neşe katar.Yaşama sıkı sıkı bağlı olan bu küçük kız, insanları kış uykularından uyandırır, onları zorla mutlu eder. Zamanla kent sakinleri buna alışır

. Ona "tatlı limon" der herkes.
Kurdeleli saçları, gülen yüzü, pileli etekleriyle her fırsatta insanların karşısında bitiveren Polayanna, hasta, sakat, sevdiklerini kaybetmiş onlara kendi yaşama sevgisinden bir parça aktarır. 
Onları konuşmaya ikna ettiğinde,hayatın olumlu taraflarını görmelerini de baştan garantiler.
Böylece bir becerisi vardır kızın.Gülümsüyor 
Kendisi için de aynı şekilde davranmayı becerir, yani iki yüzlü değildir. Havalı Doğum günü hediyesi olarak oyuncak beklerken koltuk değnekleri aldığı zaman iyi ki onlara ihtiyacı olmadığı sevinir.
Kaza geçirip sakat kaldığında ise arayıp tarayıp memnun kalacak küçük detaylara ulaşmasını bilir.Kitabın başarısı, “Pollyanna” kelimesinin psikoloji biliminde aydınlatıcı düzeyde iyimser olanları tanımlamak için kullanılmasına ön ayak olmuştur. Gerçi zaman zaman kitabın amacına aslında ters düşerek gereğinden fazla saf, aptallık edecek düzeyde olumlu düşünme meraklısı insanlar için de kullanılır olmuştur bu terim. Oysa gerçekte, ifade edilmek istenen, bağışlayıcılığın gücü ve elindekiyle mutlu olabilme yetisine sahip olabilmektir.

Pollyanna duygusal bir karakterdir, orası kesin. Yine de insanlara ya da kendisine olayların iyi taraflarını göstermeye çalışırken mantığını ön plana geçirir. Küçüktür, kırılgandır ama aynı zamanda çok güçlüdür. Çünkü böylesine kötülüklerin yaşandığı bir dünyada üzücü olaylardan olumlu yanlar çıkarabilmek başlı başına bir güç ister. İşte insanların onun oyununa katılabilmelerinin nedeni de ondaki bu gücü hissetmeleri ve bir süre sonra ona kendilerini bırakabileceklerini anlamalarıdır. Pollyanna’nın çok iyi bir psikolog olma potansiyeli olduğuna kimse itiraz etmez herhalde.

 

Pollyanna’nın genç kız olduğu dönemi de takip etmemizi sağlayan devam kitabında, Beldingsville’den Boston’a giden kahramanımız orada pek çok arkadaş edinir. İlk kitapta geçirdiği araba kazasının izlerinden tamamen kurtulan Pollyanna, rahatsızlığı sırasında ona bakan hemşiresi Della Wetherby ile de Boston’da bir araya gelir. O ve kız kardeşinin kederli yaşamlarını biraz olsun aydınlatma işi de tabii ki Pollyanna’ya düşer.
Pek çok kereler sinemaya, tiyatroya, çizgi filmlere uyarlanmış olan Pollyanna’nın beyazperdedeki en ünlü yüzü, 1920 tarihli sessiz filmin kahramanı olan aktris Mary Pickford’dur. 1960 tarihli Walt Disnet yapımı versiyonun İngiliz oyuncusuHayley Mills de ondan hiç geri kalmaz.

Pollyanna isimli bir kutu oyunu da vardır, parantez açıp anlatalım. Kitaptaki gibi bir mutluluk oyunudur bu. 1915 ile 1967 yılları arasında üretilip satılmış olan bu oyunu şimdi ancak uzun çabalar sonucu edinmek mümkündür.

Pollyannacılık oynamanın aslında pek de mantıklı ve iyi bir şey olmadığını savunanlar az değildir. Hayatta her kötülükten sanki iyi bir şeymiş gibi bahsetmenize, kendinizi kandırmanıza gerek yok. Yine de hayatta sıkılacak, üzülecek zaten bunca çok şey varken güzellik ve iyilik taşımak gibi bir amacı olan bu karakterden birazcık da olsa bir şeyler almak fena mı? 1868 – 1920 yılları arasında yaşamış Amerikalı edebiyatçı Eleanor H. Porter’ın bir diğer önemli çocuk kitabı olan Küçük Kemancı’da, Pollyanna’da olduğundan çok daha yoğun bir iyimserlik olmasına rağmen bu roman Pollyanna gibi eleştirilmemiştir. Küçük Kemancı karakteri, dünyadaki tüm kötülüklerden uzak tutularak büyütülmüş, ölüm gibi doğal bir olayın bile ne olduğunu bilemeyerek hayata karşı çok savunmasız yakalanmıştır. Yine de çok güzel romandır, onu da belirtmiş olalım buradan.

Eleştirenleri olduğu kadar, hatta daha da fazla savunucusu ve seveni olan Pollyanna’yı okumamış olanınız varsa hâlâ, en yakın kitapçıya kadar bir uzansın diyoruz. Böyle bir klasikten kendinizi mahrum etmeyin. Ama önce hemen bir Pollyannacılık oynayın, “Oh ne güzel, henüz böyle güzel bir kitabı okuma keyfini yaşamadım, güzel saatler beni bekliyor” diyerek...

 

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı